mehmet
Administrator
süper üye
    
Offline
Mesaj Sayısı: 299
|
 |
« : Eylül 18, 2007, 04:59:31 ÖÖ » |
|
BICIR İĞNE
Bir varmış bir yokmuş. Bıcır İğne’nin işi çokmuş. Bir sağına, bir soluna bakmış. Sonra “Hoop!” demiş atlamış. Çok yorulmuş, uyumuş. Kendini karanlık bir kuyuda bulmuş.
Ülkelerden bir ülkede bir dikiş iğnesi varmış. Bu iğne hangi terzinin eline geçerse geçsin “Bıcır bıcır...” diye sesler çıkarırmış. Bu yüzden ona Bıcır İğne adını takmışlar. Bıcır İğne çok çalışkanmış ve yaptığı işler de gerçekten çok güzel olurmuş. Bütün terziler onunla çalışmak istermiş.
Bir gün Bıcır İğne çok yorulmuş. Yanındaki makasın üstüne doğru uzanıp biraz dinlenmek istemiş. Onu görmeyen makas birden hareket edince Bıcır İğne, masanın üstünden yere doğru düşmeye başlamış. Yerde duran tahtanın arasındaki bir delikten içeri girivermiş. Bir anda etraf kararmış. Bıcır İğne ne yapacağını bilememiş. Sağa sola bakmış, yardım istemiş ama onu duyan kimse olmamış. Terzi, Bıcır İğne’yi günlerce aramış. Bıcır İğne onları duyuyormuş ama onun cılız sesini kimse duyamıyormuş.
Bıcır İğne, tam birilerinin onu bulacağından umudu kesmeye başladığı an, yanından bir şeyin hızla geçtiğini hissetmiş. Bu şey anîden dönüp yanına gelmiş ve Bıcır İğne’yi kolunun altına alıp koşmaya başlamış. Bu, evin kedisi Bıyıklı’nın devamlı olarak peşinden koştuğu Hızlı Fare’den başkası değilmiş. Bıcır İğne gözlerini kapatmış. Uzun bir süre koşan fare, Bıcır İğne’yi bir kapıdan geçirip bir odaya getirmiş ve yere bırakmış. Bıcır İğne bir de gözlerini açmış ki ne görsün! Karşısında dünyalar güzeli bir kız oturuyor. Bıcır İğne kızın yanına yaklaşmış. Kızcağız ona başından geçen her şeyi anlatmış. Meğer bu kız uzaklar ülkesinin prensesiymiş ve Hızlı Fare onu getirip bu odaya hapsetmiş. Kızcağız da buradan kaçıp kurtulamıyormuş. Bizim iğne duyduklarına çok üzülmüş. O günden sonra Bıcır İğne ve prenses çok iyi dost olmuşlar. Hızlı Fare arada bir onlara bir yerlerden kumaş taşıyor, Bıcır İğne de prensese güzel elbiseler dikiyormuş. Ama ikisi de orada yaşamaktan çok sıkılmışlar. Sonunda bir plân hazırlamışlar. Buna göre farenin getirdiği kumaşların bazılarıyla kendilerine kostümler dikeceklermiş. Bıcır İğne, kendisine bir yılan, prensese de kedi kostümü hazırlamış. Çünkü fareler, yılan ve kedilerden çok korkarlarmış.
Fare oradan uzaklaştığında prenses ve Bıcır İğne, kostümlerini giyip yer altındaki yollardan yürüyerek ilerlemeye başlamışlar. Yürümüşler, yürümüşler... Artık adım atacak hâlleri kalmamış. Birbirlerine tutunmaya başlamışlar. Tam o sırada uzaklarda bir yerde bir ışık görür gibi olmuşlar. Bizim uzaklar ülkesinin prensesi hoplayıp zıplamaya başlamış. Ama bir anda ışık kayboluvermiş. Sonra tekrar ortaya çıkmış. Sonra yine kaybolmuş, yine ortaya çıkmış. Bizim Bıcır İğne biraz daha dikkatli bakınca anlamış ki yoldan onlara doğru koşarak gelen Hızlı Fare, koşarken bazen ışığı engelliyor. Bıcır İğne yılanlar gibi tıslamaya başlamış. “Tısss tısss...” Prenses ise kedi gibi miyavlamaya başlamış. “Miyaaavv, miyaaavvv...” Hızlı Fare sesleri duyunca neye uğradığını şaşırmış. Hızla oradan kaçmaya başlamış. Bir anda tünelin ucunda gözden kaybolmuş.
Bıcır İğne ve prenses böylece Hızlı Fare’den kurtulmuşlar.
Duyduğumuza göre Bıcır İğne, şu sıralar sarayda prensese güzel elbiseler dikiyormuş
|