mehmet
Administrator
süper üye
    
Offline
Mesaj Sayısı: 299
|
 |
« : Eylül 18, 2007, 05:01:44 ÖÖ » |
|
ELMA KURDU
Bahçede bir elma ağacı vardı. Bu ağacın elmaları yapraklarından çoktu. Kırmızı kırmızı elmalar, yeşil yaprakların arasında öylesine güzel görünüyordu ki görenlerin ağzının suyu akıyordu. Bu güzel elmaları yemek isteyen biri daha vardı. Bu bir elma kurduydu. Ama bu kurtçuk, ağaca hızlı tırmanamıyordu. Ah biraz daha hızlı olabilseydi, o kırmızı elmalara günlerini gösterirdi. Kim bilir, onların içine büyük bir zevkle nasıl girer, onları iştahla nasıl yerdi? Ama bir türlü o güzel elmalara ulaşamıyordu işte. Bir ara gözü karıncalara takıldı. Hepsi öyle hızlı hareket ediyorlardı ki hemen ağaca tırmanıyor, biraz sonra da elmaların yanında oluveriyorlardı. Oysa kendisi ne kadar yavaş hareket ediyordu. Tam o sırada havada uçuşan helikopter böceğini gördü.
– Hey, arkadaş! diye seslendi ona. Helikopter böceği yavaşladı.
– Bana mı diyorsun?
– Evet, sana diyorum. Beni şu elma ağacına çıkarabilir misin?
– Elbette! Helikopter böceği “Pırr!” diye aşağıya indi. Elma kurdunu kanatlarına bindirip havalandı. Biraz sonra elma ağacının bir dalına kondu.
– Geldik işte, dedi.
– Çok teşekkür ederim.
– Önemli değil, dedi helikopter böceği ve oradan uzaklaştı.
Elma dalına tutunan kurtçuğun içi içine sığmıyordu. Burada kendisine bir ömür boyu yetecek kadar elma vardı.
– Oh, yaşasın! dedi. Artık çalışmasam da olur.
Hemen mis gibi kokular salan kırmızı bir elmanın yanına gitti. İlk önce üstünde şöyle bir gezindi. En güzel yerinden başladı elma kabuğunu delmeye. Uzun bir uğraştan sonra kabuğu delip elmanın içine ulaştı. Büyük bir iştahla yemeye başladı. Yedi, yedi... Karnı iyice doyunca elmanın içine kıvrılıp uyudu. Uyanınca yeniden elma yemeye koyuldu. Artık hiç çalışmıyor, sadece yemek yiyordu. Bir gün elma ağacı, kurtçuğa seslendi.
– Sevgili elma kurdu, elmamı yemeye devam edersen yere düşebilirsin. Dalımdan ilk önce kurtlu ve çürümüş elmalarım düşer. Çünkü senin açtığın o tünelin içine rüzgâr girer, yağmur damlaları düşer ve elmalarım hastalanır. Benim görevim elbette sadece insanların meyve ihtiyacını karşılamak değil. Arıların, kelebeklerin, kargaların ve siz kurtçukların da ihtiyacını karşılamak isterim. Ben seni dostça uyardım. Haberin olsun!
Bunları hayretle dinleyen kurtçuk şaşırdı. Böyle bir şey olabilir miydi gerçekten? Elma, ağaçtan neden düşsün ki? Sapıyla sıkı sıkıya dala tutunmuştu işte.
Kurtçuk, elma ağacının sözlerine hiç aldırmadı. Girdiği elmanın içinde yeni tüneller açmaya devam etti. Elmanın en tatlı yerlerini yedi ve uykuya daldı. Elmanın o kadar az bir kısmı kalmıştı ki artık dışarıyı rahatlıkla görebiliyordu. Tam “Nasılsa şu elmayı bitirince bir başka elmayı yemeye başlarım.” diye düşünürken “Küüt!” diye bir ses duydu. Kurtçuk;
– Ne oluyor bir bakayım, dedi.
Böyle demesiyle başının üstüne düşmesi bir oldu. Bizim kurtçuk, artık hafızasını da yitirmişti. Kimdi, ne yapıyordu, niçin buradaydı? Hiçbir şey bilmiyordu. Elma ağacı da onun düşüşünü görmüştü. Ama ne yazık ki artık elinden hiçbir şey gelmezdi.
* * *
Tırtılın anlattığı bu masaldan sonra ormandaki bütün yabanî elma ağaçları iyileşmişler. Dallardaki elmalar tırtıla çok teşekkür etmişler.
|