mehmet
Administrator
süper üye
    
Offline
Mesaj Sayısı: 299
|
 |
« : Eylül 18, 2007, 04:41:41 ÖÖ » |
|
PINARIN ESRARI
Elder denilen bir ülkede çeşit çeşit ağaçlar ve üzüm bağları varmış. Hayvanlar yeşil çayırlarda otlarlarmış. Ama gün boyu su içmezlermiş. Çobanlar hava kararmak üzereyken sürüleri şehre getirirlermiş. Koyunlar ve keçiler şehre girdiklerinde Gülburnu denilen pınarın suyundan kana kana içermiş.
Bu pınarın suyu çok güzelmiş. Bu suyu bir kere içen bir daha içmek ister, tadına bir türlü doyamazmış.
Ne var ki zamanla Gülburnu Pınarı’nın suyu azalmaya başlamış. Şehir halkı ne yapacağını bilememiş. Oysaki her yıl Elder`e bol bol yağmur ve kar yağarmış. Bu yüzden, pınarın suyunun azalması hayra alamet değilmiş.
Doğduklarından beri bu sudan içen yaşlı insanlar bile bu işe bir anlam verememişler.
– Bu yaşa geldik, böyle bir şey görmedik. Pınarın suyu hiç azalmamıştı, demişler. Elder ülkesinin padişahı, bu işe bir çözüm bulmak için bilim adamlarını görevlendirmiş.
Ertesi gün bütün bilim adamları araştırma yapmaya başlamışlar. Ama hiçbir şey bulamamışlar.
Ülkenin en genç bilgini olan Bilgin Sefer "Ben bu işin sırrını çözeceğim." dediğinde hepsi;
– Senin yaşın ne, başın ne? Bizim çözemediğimiz işi sen mi çözeceksin? diye alay etmişler.
Sefer, arkadaşlarının bu tavrına çok üzülmüş. Ama düşüncesinden vazgeçmemiş. Yanına birkaç günlük erzak ve bir fener alıp pınarın başına gitmiş. Pınar, tünel gibi bir yerden akıyormuş. Sefer, tünelde ilerlemeye başlamış. Bu daracık su yatağında tam üç gün üç gece yol gitmiş. Su yolunda ne bir taş ne de bir engel varmış. Dördüncü günün sonunda kocaman, siyah kıllı, kalın derili bir yaratıkla karşılaşmış. Bu yaratık o kadar büyükmüş ki küçük bir tepeyi andırıyormuş. Sefer kılıcını kınından çıkarıp yaratığa vurmuş. Horul horul uyuyan yaratık birdenbire uyanmış. Titrek bir sesle;
– Beni rahatsız eden de kim? demiş.
İşte o zaman Sefer, bu yaratığın kocaman bir dev olduğunu anlamış. Bu dev bilinen devlerden çok farklıymış. Gözlerinden alevler saçacağına sanki sevgi saçıyormuş. İyi yürekli, güzel sözlüymüş. Sefer`i görünce;
– Sen de kimsin? Buraya niye geldin? demiş. Bu sefer bütün cesaretini toplayarak;
– Elder ülkesinden geliyorum. Bizim tek su kaynağımız Gülburnu Pınarı... Pınarın suyu akmıyor. Su yatağını tıkayan bir şey mi var, diye bakmaya geldim. Dev kardeş sen buradan çekilirsen ülkem susuzluk çekmeyecek, demiş. Dev;
– Ben yıllardır şu ileride gördüğün mağarada yaşarım. Zaman zaman çıkıp su yolunun bakımını yaparım. Eğer su yolunu tıkayan bir şeyler varsa hemen temizlerim. Birkaç gün önce bir deprem oldu. Parçalanan kayalar yolu tıkadı. Onları kaldırırken çok yoruldum, burada uyuyakalmışım.
– Bu nasıl uyku dev kardeş? Haftalardır gürül gürül akan suya hasret kaldık. – Eee, dev uykusu tabi ki. İnsanoğlununkine benzemez, demiş dev. Devin böyle iyiliksever olması Sefer’i şaşırtmış.
– Sen bir devsin. İnsanoğlu için bu kadar iyilik yapmanı anlayamıyorum, demiş. Dev gülümseyen gözlerle Sefer`e bakıp geçmişi hatırlamış.
– Yıllar önceydi. Ben o zamanlar küçücük bir dev yavrusuydum. Annem çok hastalanmış, bize yiyecek getiremez olmuştu. O zamanlar su yolunun temizliğini insanlar yapardı. Bir gün su yolunu temizleyen birisi benim ağladığımı duyup yanımıza kadar yaklaştı. Bu iyi yürekli kişi hasta annemi ve beni gördü. Aç olduğumuzu anlayınca günlerce bize yiyecek taşıdı. Biz bu iyiliği asla unutmadık. Vefa borcumuzu ödemek için ona yardımcı olmaya başladık. Gün gelip de o buralardan gidince bu işi biz devam ettirdik. O günden sonra da gördüğüm ilk insanoğlu sen oldun, demiş.
Dev, Sefer`e endişeyle bakarak sözlerine devam etmiş.
– Burada gördüklerini kimseye anlatma. Bu anlattıklarım, o iyi yürekli insanla aramızda her zaman sır olarak kaldı. Seninle de aramızda kalsın, diyerek kocaman kaya parçalarını kaldırmaya başlamış.
Sefer, ülkesine vardığında Gülburnu Pınarı’nın suyu şakır şakır akıyormuş. Onun su sorununa bir çözüm bulamayacağını düşünenler çok utanmışlar. Bu sorunu nasıl çözdüğünü ise hiçbir zaman öğrenememişler.
|